• Konular – 
  • Gezi Parkı eylemlerinde gezizekalılarmı yoksa şeriatcılarmı vardı?

    Tarih: 23. Aralık 2018

    Marksizm, Leninizm ve Sosyalizmin baş hedefi şudur: Gelir dağılımının herkese eşit şekilde paylaşılması, yani zenginlerin toplumda meydana gelmesini ve yaşamasını engellemek. Bunun içinde üretimle ilgili herşeyin devletin elinde bulundurması yani özel şahısların mallarının olmaması. Olsa bile herkesin aynı mallara sahip olmasıdır. Kominizm bu devlet yapısını devrimlerle gerçekleştirmek istemesiyle beraber ayrıca tarihten gelen bütün gelenek ve görenekleri, dinleri, inançları ve hatta muhafazakar aile yapısını reddeder ve insanları, akıllı hayvanlar olarak görür ve materyalizmi öngörür yani "gözünle germediğin şeye inanma ve manevi değerler saçmadır" der. Buraya kadar belki çoğu kişi bunu bilir. Fakat Ataputumuzun, pardon Atatürkün, cumhuriyetin ilk yıllarında uyguladığı siyaset tıpatıp budur. Yani Kominizmin kurucusu Stalinden değişik bir şey yapmamıştır Ataputumuz. çoğu özel şahısların malları, özellikle zengin azınlık zümrelerin malları ellerinden alınmış ve devletleştirilmiştir. Özel şahısların teşebbüsleri sinsice veya alenen kapatılmış veya kapatılmak zorunda bırakılmıştır. Peki şimdiki, 2010lı yıllarda kominizm veya sosyalizmi savunanlar ne durumda. Tek ortak tarafları var: hepsi dine yani İslama karşı olmaları. Tarihten gelen bu çizgiyi özellikle Sovyetlerin, Kominizmin uyguladığı çizgiyi devam ettiriyorlar. Rusya ve sosyalist devletlerin çoğu bu din düşmanlığını bırakmış durumdalar. Sadece Türkiyede devam ediyor. Peki fakat din Türkiyede özelliklede neden sosyalizmin, kominizmin düşmanı? İslam eşitliğimi reddediyor? İslam zenginlerin, kapitalistlerin yanındamı? Bunu anlamak için Sosyalizmin nasıl geliştiğini anlamak gerekir.Özellikle Batıda ve Çarlık Rusyasında zengin insanlarla Hıristiyanlığın içiçe geçmiş olduğunu ve hıristiyanlığın insanı sömürmek için kullanıldığını görürüz. Insanla tanrı arasında papazların girdiğini ve kendi menfaatleri uğruna dini kullandıklarını görürüz. İslamda bu olmadığı halde Jöntürklerle başlayıp Ittihat ve Terakkiyle devam eden dönemde Kominizm sadece ve sadece bir moda olarak görülmüştür. Kominizmin ne olduğunu, gâyesinin ne olduğunu anlamadan bu modaya uyulduğunu görürüz. Türkiyedeki ilk kominist, sosyalist kişi olan iştirakci Hüseyin Hilmi de adından anlaşıldığı gibi iştirak etmiş, yani katılmıştır. Sosyalizmin ne olduğu iştirakci Hüseyin Hilmi için ehemmiyetli değildir. Gâye sadece Batıda çıktığı için Batıdan bunun alınması yada bu harekete katılmasıdır. Osmanlıdaki Sosyalizm hareketi de, Batı dine karşı olduğu için İslama karşı olmuştur. Yani Sosyalizm, Kominizm Osmanlıda ve Türkiyede sadece ama sadece bir taklitcilikten ibarettir. Fakat İslam, Sosyalizme karşımıdır yoksa Sosyalizmin ta kendisimidir. Bunu ne yazıkki -ben bu yüzden sosyalistlere ve koministlere beyinsiz diyorum- Türkiyede hiçbir sosyalist görmüyor veya görmek istemiyor. Osmanlıda uygulanan şeriat sosyalizmin ta kendisidir. Osmanlı ve İslamın ilk zamanları ve asr-ı saadet sosyalizmin uygulandığı zamanlardır. Zengin olan devlet adamları ve yöneticiler mesla ilk halifeler Hz Osman, Hz. Ebubekir, vesaire mallarının hepsini fakirlere vermiş ve o dönemdeki müslüman fakirle, müslüman zenginlerin arasındaki varlık uçurumunu azaltmaya çalışmışlardır. Ve örnek insanlar olmuşlardır. Osmanlı zamanında vakıf kültürü, fakirlere yapılan yardımlar hep zengin ve dinine bağlı insanlar tarafından yapılmıştır. İslamın şartları olan zekat, fitir, kurban hepsi sosyal devletin ta kendisidir. Batı hayranlığı ve Batı deliliğiyle zirve yapan Ataputumuzun (pardon Ataürkün) kurduğu Kemalizm devleti, insanları İslamdan koparmış ve sosyal devleti yok etmiştir. İslam, haksız yere gericikle eşitlenmiş, Batı ülkelerinin propagandasına aldanan Kemalistler, İslamı yerden yere vurup yok etmek için ellerinden geleni yapmışlardır. Bugüne gelindiğinde Devrimci Işci Sendikası Kurumu kısa adı DISK gibi olan çeşitli sendikalar, çeşitli meslek odaları sadece ve sadece İslamı ve muhafazakarlığı yok etmek adına Türkiyede vardırlar. Amaçları Stalinin kurduğu sistemi Türkiyede kurmaktır. Amaçları emek ve içcilerin hakları olsa, gelir adaleti olsa, Hz Muhammedi örnek göstermeleri yetmektedir. Fakat yaptıkları sadece İslamı, devleti, halkın geleneklerini yıkmaktır. Batı ülkeleri ise medeniyetin sadece kendilerine ait olduğunu 200 yıldan beri kendi milletlerine aşıladıkları için ve İslamı, doğu kültürünü gerici gördükleri için Türkiyenin değişmesi ve Batı gibi olması için tabiiki bu koministleri ve sosyalistleri ellerinden geldiği kadar destekliyorlar. Işin garip tarafı şudurki: Batı ülkeleri kominizm ve sosyalizm hareketlerini kendi ülkelerinde hiçbir zaman desteklemedikleri gibi soğuk savaş döneminde ve onun öncesinde kominizmle savaşmışlardır. Türkiyede hangi devrimci veya sosyalist yada devrimci kominist insana sorsanız devrimin ne olduğunu, sosyalizmin nasıl bir sistem olduğunu, gâyesinin ne olduğunu bilmezler. Aslında karşı oldukları şeritatın sosyalizmin ta kendisi olduğunu bilmezler. Aslında maşa olarak kullanıldıklarını hiç bilmezler. Türkiyede Sosyalistler ve Koministler devleti devirmek için gerçekten de bir devrim yapacaklardı. Devlete darbe yapıp hükümeti indireceklerdi. 1917 Rusyasındaki ihtilâlin neredeyse aynısını Türkiyede de yapacaklardı. Bu darbe, bu devrim, Gezi Parkında neredeyse gerçek olacaktı. Büyük bir ihtimalle Sosyalizmi ve Kominizmi getiremeyeceklerdi. Yani yönetim sistemini değiştiremeyeceklerdi, fakat İslama karşı oldukları için İslamı referans gösteren Uzun Adamı indireceklerdi. Tarih ne kadar kendisini tekrarlıyor. Abdülhamiti, Menderesi indirmek istiyenlerin amaçları ile Gezicilerin amaçları da neredeyse aynısı.

    Zamanında internette Amerikan asıllı bir sosyal kuruluşta bir sayfa açmıştım ve bu sayfamda Gezi Parkı kalkışmasını eleştiren bir karikatür çizmiştim. Bu sayfamda tabiiki Ataputumuzu da eleştirmiştim. Sayfamı şikayet edip kapattırmışlardı. Çizdiğim bütün karikatürler, yazılar silinmişti. Sayfamın kapanmasına değil yazdığım yüzlerce yazılar, çizdiğim karikatürler için çok üzülmüştüm. Ne yazıkki yazdıklarımın hepsini birebir hatırlamıyorum. Büyük bir ihtimalle Ataputcu Bunama Derneği (pardon Atatürkcü Düşünce Derneği) yada Kemalistler tarafından şikayet edildi. Buna çok içerlemiştim ve kendi internet sayfamı kurmamım sebebi de bu şikayetti. Hatırladığım bir karikatürde Gezi Parkı içindi. şimdi bu karikatürü tekrar çizdim.

    Gezi Parkı kalkışmasına katılan Gezizekalıların mensub oldukları örgütleri şunlar: Beşiktaş Jimnastik Spor Klubünün taraftarlarından oluşan Çarşı Grubundan bazı kişiler, MLKP, DISK, BDP şimdiki HDP, PKK,CHP, SDP, ÖDP, TKP-ML, DHKP-C, TIKKO, bazı Alevi Cemiyetleri, Almanyadan Grünen Partisinden bazı milletvekilleri. Yani sol, kominist ve sosyalist görüşlü bütün örgütler, partiler. Gezizekalılar dememim sebebi ise kominizmin Osmanlıda kurucusu olan iştirakcı Hilmi gibi bilmeden bir koyun sürüsü gibi protestoya katılmaları. Solcuların çoğu İslama inanan ve yaşayan kişilere gericiler derler. Özellikle şeriatcılara yobaz der, gördükleri yerde öldürmek isterler. Fakat asıl inandıkları sosyalizmin, şeriatın ta kendisi olduğunu bilmedikleri için kendileri yobazlar ve cahillerdir. Bu yüzden solcular beyinsizdirler, gerizekalıdırlar, pardon, özür dilerim Gezizekalıdırlar.

    Asıl tartışılması gereken sosyalizmin uygulanır olabilmesi ve bilimin gelişmesine, medeniyetin ilerlemesine engel teşkil edip edemeyeceğidir. Çoğu sosyalist bunu sorgulamaz. Düşününki bir toplumda bütün maaşlar eşitlenmiş, herkesin malı mülkü diğeriyle eşit. Siz kendiniz düşünün. Bir profesörle bir çöpçünün arasındaki gelir farkı yok denecek kadar az. Öylesi bir toplumda düşünen insanların, beyaz yakalıların yeterince parayla ödüllendirilmediği bir toplumda bilimin ilerlemesi mümkünmü? Ve sosyalizm maneviyatı, dini de reddetiği için insanların tek çalışma amacı para ve mülk olabilir. Kendi tecrübeme dayanarak söyleyeyim. Tanıdığım Doğu Almanyalı insanların yaşadıklarını buradan aktarayım. Eski Demokratik Doğu Almanya Cumhuriyeti yani sosyalizmde işsizlik yoktu. Tek işveren devletti, mal arsa fabrika devletindi ve devlet insanlara iş veriyordu. Çeşitli meslek grupları arasında maaş farkı neredeyse yoktu. Insanlarda çalışma azmi yoktu. Çünkü insan işsiz kalamıyordu. Fazla çalışmak isteyen insan veya işini doğru yapan kişiler ödüllendirilmiyordu. Sadece ve sadece 5 yıllık devlet tarafından yapılmış plan ekonomisi vardı. Her kooperatif kendisine verilen ürün miktarını üretmekle mükellefti. Fazlasını üretmek yasaktı. Eksiğini de üretemezdiniz. Insanlar bırakın bilimi geliştirmeyi, hayatını bir robot hayatı olarak görüyordu. Aile hayatı ve din hayatı olmadığı için kadınlar çalışmak zorundaydılar. Doğduktan sonra çocuklarını kreşe vermek zorundaydılar. Ev kadını diye bir şey Doğu Almanyada bilinmeyen bir kelimeydi. Insanlar, iş yapmak için yetiştirilmiş aklı olan bir hayvan olarak görülüyordu. Sanat ve kültür geçmişten, tarihten, dinden arındırılmış haykel,müzik ve resim üzerinden yürütülüyordu. Bizzat Doğu Almanyada yaşamış insnaların ifadelerinden çok iyi tanıyorum Doğu Almanya Sosyalizmini. Aynı şeyler Kemalizm devleti tarafından Cumhuriyet Türkiyesinde yapıldı.

    Tespit edilmesi gereken gerçek şudurki: Doğu Bloku ülkelerinde uygulanan Kominizm ve Sosyalizm bireysel gelişmeyi bastırmış ve köreltmiştir. Aynı maaş üzerinden yürütülen devlet siyaseti, biliminde gelişmesine engel olmuştur. Fazla üretmeyi ve değişik yeni teknolojik ürünleri yasaklayan Plan Ekonomisi sosyalist ülkelerin geri kalmasına neden olmuştur. Devlet Sosyalizmi sadece ve sadece toplumda bir kaç meslek grubunun olduğu toplumlarda uygulanabilir. Hz. Muhammed zamanı gibi toplumlarda sadece tüccarların, çiftcilerin, birkaç el sanatları gruplarının olduğu toplumlar sosyalizmi devletce uygulayabilirlar. Fakat yüksek teknolojinin hakim olduğu 21.Yüzyılda, bütün malların serbestce dolaşabildiği, ve değişik yeni meslek gruplarının her yılda ortaya çıktığı, yeni bilim dallarının her yıl bilim dalları olarak üstüne eklendiği bilim ve teknoloji çağında, maaşları eşitleyemezsiniz. Sosyalistler aslında zorla şeriat getirmek istiyorlar. Fakat şeriat zamanında, Asr-ı Saadette bile insanlara zorla maaş sınırı getirilmemiştir. Müslüman, Asr-ı Saadette zekatı, fitri sadakıyı zorla vermiyordu ve gönüllü olarak yapıyordu. Sosyalizm sadece ve sadece gönüllü olarak insanlar arasında aynı İslamda olduğu gibi uygulanabilir. Zorla yapıldığı ve devrimlerle geldiği zaman zulme dönüşür. Yani uygulanması imkansızdır. Değişik meslek gruplarının, değişik zümrelerin maaşlarını eşitlerseniz bu insanlara da bir zulüm olur. Düşünün: akıl engelli fakat basit işleri yapabilen, mesela iki tahtayı birbirine vidalayabilen, düşünce özürlü bir kişiyle üniversite profesörünün maaşını eşitliyorsunuz. Ben çok uç bir misal verdim. Fakat asıl sosyalizm ideolojisi bu değilmidir?

    Ne yazıkki benim kardeşiminde Gezi Parkında gösteriye katılması beni üzdü. Benim kardeşim zaten dine mesafeli bir kişi. Uzun Adamın dine yakınlığı, bazı çevreler gibi kardeşimide Uzun Adamın devrilmesi için elinden geleni yapmaya hazır bir kişi yaptı. Bildiğiniz gibi Batı güdümlü, İslam düşmanı basın yani içimizdeki tek dişi kalmış melez canavarlar sabah akşam Uzun Adam düşmanlığı yapıp akı kara, karayı ak yapmaya çalıştılar, çalışıyorlar. Kardeşime, kardeşim olduğu için fazla şeyler söylemedim. Incitmek istemedim. Siyaset hakkında sadece yaşım 15-20lerdeyken bir şeyler söyledim. Fakat artık bir şey söylemiyorum. Sadece İslam hakkında gereksiz, ateist söylemleri olduğu zaman artık duramıyorum. Ne diyeyim, ne diyebilirim? Allah ıslah etsin. Ne diyebilirimki. Kemalist, atesit devlet mekanizmasının yetiştirdiği ve hâlen yetiştirmeye devam ettiği bir nesil. Bir kurban edilmiş nesil. Bende eskiden kardeşim gibi düşünüyordum. Islâmın bilime engel olduğunu, Ataputumuzun tek başına Türkiyeyi kurtardığını, Atatürk devrimleriyle Türkiyenin uygarlaştığı gibi veasire zırvalara inanıyordum. Ne diyelim? Internet geldi, hakikat meydana çıktı. Kardeşimin şimdi aslında kurban olduğunu, Kemalist devlet ideolojisinin ürünü olduğunu, aslında yeterince Kemalist ideolojiye karşı metinler, kitaplar okusa Sosyalizme,İslama ve Kemalizme bakış açısının değişeceğine inanıyorum. Fakat ne yazıkki o hâlen Sosyalizm ve Sol kitapları, Che zırvalarını içeren metinlere rağbet ediyor. Hâlen Batı etkisinden kendini kurtarıp Orhun kitabelerindeki gibi titreyip kendine gelemiyor. Ne demeli? Ne Mutlu Müslümanım Diyebilene!

    Tarih: 29. Aralık 2018

    Sol ve sosyalist kesim her kurban bayramında hayvan cinayeti diye propaganda yapar. Fakat kurban bayramının bir sosyalist toplum hareketi olduğunu nedense hiç görmez ve göremez. Zaten Türkiyedeki sosyalist diye geçinen kesim zengindir ve yardıma da ihtiyacı yoktur. Nedense fakirlerin ve az maaşla geçinen toplumun sözcüsü olan bu kesim Islama ait olduğu içinde her türlü yardımdan kaçınır. Siz servetini fakirlere bağışlayan ünlü sosyalist veya solcu gördünüzmü yada duydunuzmu? Fakirlere yardımı salaklık sayarlar, fakat eşit gelir dağılımından bahsederler. Türkiyedeki sosyalist kesim bu sosyalist hareketinin Batıdan geldiği için sosyalizme rağbet ederler. sosyalizmim içeriği ne dediği onları ilgilendirmez. Durmadan kendileriyle çelişirler. Sadaka almaktanda vermektende kaçınırlar. Çünkü her insan sosyalistlere gçre çalışmalı ve çalışabilmeli devlet de tek işveren olmalı. Sakat, yaşlı , özürlü insanlar sosyalizm için olmaması gereken insanlardır. Eğer varlarsa yardım etmezler, bir iğneyle icabı görülür, çünkü topluma bir yüktür, çünkü aile kavramı sosyalizmde,kominizmde yoktur . Iğneyle icabı görülemezse hastabakıcıyla icabı görülür. Ailece yardıma muhtaç insanlara sevgi saygı olmaz ve olamaz. Dinden soyutlanmış,materyalist bir bakış açısıdır kominizm, sosyalizm. Bunun içindirki Türkiyede sosyalizm zengin kişiler arasında rağbet görür. Türkiyedeki zengin sosyalistler toplumu kandırmak ve bu yolla kazançlarını devam ettirmek için sosyalistdirler. Asıl en kapitalist insanlar Türkiyedeki sosyalistlerdir. Türkiyedeki sosyalist sokaktaki çöpten parasını kazanan, çöpçü, temizlik işçisi, inşaat işçisi, dilenci asla değildir. Türkiyedeki sosyalistler sanatcı, yazar, tiyatrocu, zengin sol görüşlü iş adamları, profesörler, öğretmenler, makam sahipleri, sendikacılar, odalar birlikleri üyeleri vesairedirler. Fakat fakir insanlar bilirlerki Islam anlayışı ve hayatı kendileri için en iyi yardımcı olan kurumdur. Fakirlikten çıktıktan sonrada zengin olurlarsa eski durumlarına bakarak gönüllü olarak onlara kurbanla, sadakayla yardım ederler. Neyse ne demeliydi? Ne Mutlu Müslümanım Diyebilene!

    Tarih: 31. Aralık 2018

    Not: Ilerideki bir yazımda çok öğündüğümüz Cumhuriyet sistemi 1923den önce yokmuydu, kanunlar nasıldı? Padişahın yetkisi ne kadardı? Milletvekilleri nasıl seçiliyordu yazacağım.

    devamı sonraya